Üye Ol
Şifremi Unuttum!

  Kayıp/Yuva Ara

Sağlık

Eğitim

Kinoloji

Genel

Sesiniz

Serbest

 
Böbrek Yetmezliği ve Diyaliz - Dr. Oktay Deprem

 Anatolia Hayvan Hastanesi kurucularından veteriner hekim Dr. Oktay Deprem ile vet. Hekimliğin günümüzdeki sorunları ve kedi ve köpeklerde böbrek yetmezliği ile diyaliz konusunu görüştük.

Veteriner hekimliğin günümüzdeki durumunu nasıl değerlendirirsiniz? Mesleğinizde sıkıntı yaratan noktalar nelerdir?
Vet. hekimliğin genel durumuna birkaç cepheden bakmak lazım. Sadece klinik hizmetler veterinerlik demek değildir. Vet hekimliğin kendi içinde gıdacısı, zooteknisi, hatta su ürünleriyle ilgilenen bölümleri de olmak üzere çok sayıda nosyonu vardır. Vet hekimlik aslında bir bilimler bütünüdür. Ancak son yıllarda hayvan ıslahı, gıda işletmelerindeki kontrolörlük gibi vet hekimlik dallarında sorumlu bakanlık kamuda veteriner istihdam etmediği için mezun olanlar mecburen kliniğe yöneldiler.

Kliniği de büyük hayvanlar ve küçük hayvanlara yönelik olarak ikiye ayırmamız lazım. Küçük hayvan dediğimiz kedi,  köpek yani pet. Olay, ana hatlarıyla bu.

Bu bir tarafı. Diğer tarafına gelince: son yıllarda çok sayıda veteriner fakültesi açıldı. Mesleğimizin çok önemle ele alınması gereken bir boyutu bu. Birdenbire ortaya çıkan sayıları 20’yi bulan vet fakültesi furyasıyla karşılaştık. Temel olarak Ankara, İstanbul, Bursa, Konya, Elazığ dışında aklınıza gelebilecek birçok merkezde fakülte açıldı ya da açılmak üzeredir. Sadece kliniğe zorlanan bir meslek dalında bu gidişat meslek enflasyonunu beraberinde getirir. Mesleğimizin en önemli problemlerinden biri de bu.

Öte yandan mesleğin savucusu durumundaki yani bir anlamda sendikası durumundaki meslek örgütleri ise, 1954 baskılı bir kanunla idare etmeye çalışıyor. Mesleğin en önemli kanunu olan 6343 sayılı Veteriner Hekimliğin icrasına dair kanun, 52 senelik bir kanundur. 52 yılda sadece mesleğimizle ilgili değil, Türkiye’de birçok alanda büyük değişiklikler oldu. Darbe üstüne darbe geçirdik, nüfus 20 iken bugün 75 milyon, İstanbul’da 1 milyon kişi yaşarken bugün 15-20 milyon kişi yaşıyor. Şimdi, bu halde olan bir meslek yasası ile bugünkü şartları idare etmeye çalışıyor, edemiyor tabi.Bu yasanın içinde çağa aykırı, düzeltilmesi gereken maddeler varken ne yazık ki düzeltemiyoruz. Bu da mesleğimizin başka bir sorunu.

Mesleğimizin uzmanlıkla ilgili de sıkıntıları var. 12 Eylül’den önce pet hekimliği gelişmemişti. Ankara’da yine de 4 dalda hizmet veren bir uzmanlık okulu vardı. YÖK bunu kaldırdı ve yerine yenisini koymadı. İnsanlar doktora yaparak uzmanlık edinmeye çalıştı. Oysa dışarıdan yapılan doktorayla uzmanlık aynı şey değildir. Uzmanlık bizzat günün 8–10 saati sürekli hayvanla içiçe olarak yapılır. Ama doktorada bir konu seçersiniz, o konuda derinlemesine akademik olarak çalışırsınız. Bu uygulama uzmanlığı daralttı. Mesleğimizde ne yazık ki bugün içinden çıkılamayacak durumlarda bir ürolog, bir kardiyolog, bir dermatolog vb. bulamazsınız.

Son birkaç yılda klinik sayısında gözle görülür bir artış var.  Aynı sokak üzerinde nered eyse yan yana klinikler açılıyor ve hekimler bundan rahatsızlık duyuyorlar. Ancak hiç kimsenin mevzuat ve yasayla ilgili birşey yaptığını duymuyoruz.
Hiç kimse diye genellememek lazım. Ben, İstanbul Veteriner Hekimler Odası (İVHO)’nın 30 yıllık neferiyim. Bir dönem de genel sekreterliğini yaptım. Bugün İVHO iyi çalışıyor ama yasal olarak yapabileceği şeylerin çok üstünde beklentiler var. Yeni mezun arkadaşlar sanıyorlar ki, İVHO yasa çıkarır, tayin eder, maaş verir, iş bulur. Halbuki odanın görevi, üye olan meslektaşlarının haklarını 3. kişilere karşı, kamuya karşı korumaktır.

Örneğin Fransa’da, şuraya klinik açabilirsin ama senin yanına kimse su sınırlar içinde klinik açamaz diyor yasa. Denetimi de o bölgenin odasına veriyor. Bizde ne yazık ki bu yok, bu denetimi biz yapamıyoruz.

Yasal olarak baro gibi staj zorunluluğu getiremiyoruz. Yasa diyor ki, her veteriner hekim mezun olunca muayenehane açabilir. Yasa bizim gelişmemize de imkan vermiyor. Yeni mezun arkadaşlarımızın da sıkıntılarını biliyorum. Okulu büyük ümitlerle bitiriyorlar. Belki kazanması kolay, ama bitirmesi çok zor bir okuldur veteriner fakültesi. Artık bundan sonra babasından para mı alacak. Alıyor diyelim, bir klinik açıyor, tekniğin gerektirdiği donanımlı araç gereçler yok. Bu arkadaşları geliştirmeye yönelik eğitimler de yeterli olmayabiliyor. Ne yapacak, kafasını vura vura öğrenmeye çalışacak. Bu, bir zamanlar eczaneler ve diş hekimlerinde olduğu gibi doğal seleksiyonla ortadan kalkacak. Bir zaman sonra bu arkadaşlarımız ya birleşecekler, poliklinikler kuracaklar ya da başkalarının yanında çalışmak zorunda kalacaklar. Bu böyle gitmez.

Eczane ve diş hekimlerinde bu yaşanmış ama onlar için çeşitli karalama kampanyaları yapıldığını hatırlamıyoruz. Halbuki vet hekimler için zaman zaman karalamalar yapılıyor.
Ne yazık ki öyle. Bunun nedeni, bir kişi veteriner hekim olmadan da hekimliğin gerektirdiği müdaheleleri yapabiliyor. Bunun cezası sadece 50 YTL. Ama kişi, diş hekimi olmadan hekimliğin gerektirdiklerini yapamaz. Tek tük yapanlar oluyor, onlar da yakalanıyor. Konu hayvan olunca karışmayan yok. Bilinçli hayvan sahiplerini tenzih ederim ama bazıları gerçekten ayıp ediyorlar. Sonuçta vet hekimler onların en doğal arkadaşları, en yakın müttefikleri olması gerekirken, olay çok farklı yerlere gidiyor.

Örneğin internette bir yerde geçenlerde bir yazı yazmışlar; bu hastaneye gelmiş, hekimler şöyle böyleymiş, çok paracı olmuşlar. Bir de ben size daha ucuz başka yer önereceğim demiş. İnternette dahi olsa kişinin böyle bir yazıyı yazma izni var mı? Biz bu yazıyı yazanı mahkemeye verdik. 

Hastane olmanızın en büyük faydası nedir?
Kuşkusuz hastane olmanın, mesleki tatmin açısından oldukça fazla önemi var. Tanı ve tedavide olanaklar açısından mesleğinizin gereğini daha rahat yapabiliyorsunuz. Hastane, hasta yatırabilme, hospitalize edebilme hakkına sahip olan yerdir. Biz hasta yatırabiliyoruz, ama yatırmayan yer var mı? Hayvan hastaneleri yönetmeliğine bakın, klinik/poliklinik ve hastane arasındaki temel fark budur. Herkes yatırıyor, denetleyen yok, ceza veren yok, o zaman hastaneden ne farkı kaldı, ben 24 saat hizmet veriyorum.

Hastane lafını duyunca insanların ilk tepkisi “aa çok pahalı” oluyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
Klinikte muayene edersiniz, 1-2 tahlil yaparsınız, teşhis koymaya çalışıp yönlendirirsiniz. Hastaneden beklenen o değil. Mutlaka teşhis konması beklenir. Biz kan/idrar tahlili yapmadan, gerekirse ultrason çekmeden, endoskopi yapmadan, röntgen çekmeden nasıl teşhis koyacağız? Bizden bir yandan teşhis ve ona yönelik tedavi isteniyor, bir yandan da ucuz olsun isteniyor. Kaldı ki bizim ücretleri İVHO tarifesinden çok yüksek değil. Hastanemize 2 öğretim üyesi geliyor. 2 uzman doktor var; diğerleri de bizim yetiştirdiğimiz kalifiye elemanlar. Ve bu ekip, uzman olmayan bir pratisyenden daha ucuzmu olacak? Mümkün mü bu sizce? İnsanlar için de bu şekilde, özel bir hastane ile sigorta hastanesi aynı mıdır? Biz diyoruz ki, hastanızı burada yatırmak ücretlidir, klinikler bedava mı yatırıyor?

Sokak hayvanlarına destek veriyor musunuz?
Ataşehir’den tutun da Sarıyer Barınağına kadar çok farklı yerdeki sokak hayvanlarına destek veriyoruz. Sokak hayvanları konusunda birşeyi açığa kavuşturmamız lazım: Kişinin yolda bulduğu hayvana bizim bakma zorunluluğumuz yok. O bulmuş, bize getirmiş, bundan sonrasına biz bakacakmışız. Veteriner hekimlerin böyle bir zorunluluğu yok. Siz köprü altında gördüğünüz çocukları hemen alıp özel hastaneye götürüyor musunuz? Bırakın özel hastaneyi, herhangi bir sağlık kuruluşuna götürün, ücretsiz bakacaklar mı? Bu tavırları sergileyen kişiler, hakarete varan davranışlar da  gösteriyorlar.

Gelelim böbrek ve diyaliz konusuna... Diyaliz nedir ve neden yapılır?
Diyaliz, idrarla atılamayan ürenin osmoz ve difüzyon dediğimiz yöntemlerle ortadan kaldırılması, vücuttan dışarı atılmasıdır. Böbreği meydana getiren hücreler yani nefronlar insanda 1 milyon, köpekte 430 bin, kedide 190 bin civarında bulunur, tek bir böbrekte.  Böbrek kapasitesi %50’nin altına düştüğünde kanda üre ve kreatin yükselir. Yani böbrek kanı tam anlamıyla temizleyemez. Temizleyemediğinde üre toksik bir maddedir, vücudun çeşitli sistemlerine zarar vermeye başlar. İnsanlarda bunun süresi uzun olduğu için birçok sistem etkilenebilir. Hayvanlarda o kadar uzun bir yaşam söz konusu olmadığı için üremik sendromun  tüm detaylarını göremeyebiliriz. Bu durumda diyaliz yapma endikasyonu vardır. İstanbul gibi bir bölgede laboratuar sahada dahi olsa böyle bir uygulamaya ihtiyaç vardır.

Diyalizde 2 yöntem uygulanır. Periton ve hemodiyaliz, yani halk arasında böbrek makinesi denen yöntem. İnsanlarda periton yöntemi kısmen hesaplı, hemodiyaliz ise çok pahalıdır.

Periton diyalizi, karın içinde peritonun geçirgenliğine dayalı bir yöntemdir. Verdiğiniz sıvıyla oradaki sıvı arasında osmoz esasına dayalı bir alışveriş sistemi kurarsınız.
Hayvanda bunu yapmak zordur çünkü damarına yerleştirdiğiniz iğnenin hiç kıpırdamadan durması mümkün olmaz. Hayvanı zaptedemiyoruz. Ancak anesteziyle bunu yapabilirsiniz ama o da kaş yaparken göz çıkarmak olur. Çünkü anestezi zaten toksik, zehirli bir maddedir. Hayvanın vücudundan toksinleri atmaya çalılırken bir de siz vermiş olursunuz. Bu nedenle diyaliz hayvanlarda rahatça uygulanamayan bir yöntemdir. 

Hemodiyaliz, bütün kanı makienlerle dışarıya alıp çeşitli sistemlerden süzüp yeniden vücuda geri vermektir. Çok pahalı bir yöntemdir. Ama en zor kısmı kediyi, köpeği nasıl 6 saat hiç kıpırdamadan tutacaksınız. Önümüze yine anestezi ikilemi çıkıyor.Ayrıca kullanılan diyaliz solusyonları açısındanda oldukça pahalıya çıkan bir tedavi metodu.

Böbrek yetmezliği neden oluşuyor?
Ömür boyu aldığınız tüm gıdalar ve sıvılar böbrek yoluyla dışarı atılır. Vücudu böbrekler ve karaciğer temizler. Ve bir zaman sonra fonksiyonlarında zayıflama görülebilir.
Günümüzde hayvanlarda  böbrek yetmezliğine sıkça rastlıyoruz.

Böbrek yetmezliğinin tedavisi mümkün mü?
Akut böbrek yetmezliği ile kronik böbrek yetmezliği arasındaki farkı bilip akut halinde  yakalarsanız tedavisi mümkündür. Böbreği tedavi edip üreyi düşürebilirsiniz. Ve hayvan günlük hayatına geri döner. Ama hastalık kronik hale geldikten sonra diyalizlik olur. Biz akut dönemde kanı, verdiğimiz diüretiklerle temizlemeye çalışıyoruz, yani bol idrara çıkararak,bunu yaymaya çalışıyoruz.

Zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz


08 Ağustos 2006

  Yorumlar (0 adet)Yorum Yaz  
   İyi ki Doğdun:  Shiva
Tasarım ve İçerik ZERON Üyelik Sözleşmesi, Kullanım Şartları ve Copyright © 2006